Hz Âdem’in En Büyük Özelliği Nedir? Bir Genç İzmirli’nin Bakış Açısı
Bazen bir şeylere bakarken, o an ne kadar önemli olduklarını fark etmezsin. Mesela, günümüzde herkesin çok iyi bildiği bir figür vardır: Hz Âdem. Tamam, o “ilk insan” olabilir ama ya gerçekten en büyük özelliği nedir? 25 yaşında, İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir genç olarak, bu soruyu kafamda bayağı kurcaladım. Düşünün, bu kadar eski bir figür, peki onun en büyük özelliği nedir? Hem ciddi hem esprili bir bakış açısıyla biraz derinleşelim, hem de biraz da gülelim.
Hz Âdem’in En Büyük Özelliği: Bir Türlü Bilinmeyen Bir Şeyin İsimlendirilmesi
İlk başta şunu söyleyeyim: Hz Âdem’in en büyük özelliği bence isim koyma konusunda uzman olması! Evet, doğru duydunuz. Her şeyden önce, o kadar çok şeyle karşılaşmış ve bunların hepsine isim vermiş. Hangi insanın hayatında “ya bu neydi, buna ne isim verelim?” diye bir tartışma yoktur ki? İzmir’de bir kahvede otururken bile, arkadaşlarım arasında “şu ne acaba?” sorusu sürekli döner. Ama Hz Âdem, neredeyse her şeyin ismini koymuş! Hatta bu konuda kesinlikle popülerdi. “Buna ‘elma’ diyoruz, buna da ‘araba’ diyelim, tamam mı?” Ya da daha doğrusu: “Buna da insan diyoruz, tamam mı?” Şu an düşündüğümde, sanki o kadar yaratıcı ve cesur bir figürün yaptığı bu isimlendirme işi, her şeyin temeli olmalı!
İç sesim: “İyi de, ya ismini yanlış koymuşsa? Birazdan ‘yapay zeka’ diye bir şey olacak ve insanlar sadece isimlerin nasıl konduğuna kafayı takacak!”
Yalnızlık ve İlk Deneyim: Kendi Kendine Arkadaşlık Yapma Sanatı
Evet, Âdem çok güçlü bir figür ama insan bir süre yalnız kalınca ne olur? Özellikle onun gibi birinin, tam ilk başta cennette yalnız kaldığını düşün. Arkadaşım Ali ile bir gün şöyle konuşuyorduk:
Ali: “Ya, Hz Âdem yalnız mıydı, cidden yalnız mıydı?”
Ben: “Yalnız, yalnız. Ama çok fazla işim var diyordur belki, ‘ben şimdi dünyanın en büyük yaratıcılarından biriyim, yalnız kalacağım’ diyordur.”
Yalnız kaldığında ne yapmak gerekir? Mesela yemek yapıp yeni tarifler mi keşfetmek? Bir kitap okuyup yeni bilgiler edinmek? Hayır! O dönemde Hz Âdem’in yaptığı şey, belki de günümüzden çok farklıydı. Bazen insan yalnızken, hayatta sadece düşünerek bir şeylere şekil veriyor. Hani, iş yerinde ‘bu işin sonunda ne yapacağız?’ diye düşünürken aslında bir şeyler yaratıyoruz ya, işte bu yalnızlık da bir yaratıcılık krizine dönüşmüş olabilir.
İçimdeki Felsefeci: Hz Âdem’in Yalnızlık Düşüncesi
İçimdeki felsefeci ise bir yandan Hz Âdem’in yalnızlık deneyimini sorguluyor. “Neden yalnızdı? Belki de yalnız kalmak, insanın özüyle barışması için gereken bir süreçti” diyorum. “O zaman bu yalnızlık da bir tür ‘kendini keşfetme’ yolculuğuydu!” Diğer taraftan, İzmir’de kahve içip bu kadar derin düşünmemin nedeni de bu değil mi zaten? Gerçekten, bazen bu yalnızlıkları hissediyorum ve içimden “Bu yalnızlık, bir şeyleri yaratabilmek için gerekli” diyorum. Yani, belki de Hz Âdem’in en büyük özelliği, yalnız kaldığında bile varlıkları ve evreni anlamaya çalışmasıydı.
İç sesim: “Yalnız kaldığında gerçekten o kadar derin mi düşünüyordu? Yoksa sürekli ‘bir şeyler canım sıkıyor’ diye mi düşünüyor?”
Hz Âdem’in Çalışkanlığı ve Tek Başına Yönetim Denemesi
Yalnızlık dedik ama aslında Hz Âdem’in diğer büyük özelliği, işin hakkını vermesi! Hani biz iş yerinde, “Bunu halledemedim, şefim çok yoğun” diye söyleriz ya, Hz Âdem öyle bir seçenekle karşı karşıya kalmamıştı. Tek başına evrenin sorumluluğu ona verilmişti! Şimdi biraz düşünelim, bu kadar önemli bir iş yükü, ona da yansımış olmalı. O kadar çalışkan bir figür ki! “Kendi cennetini inşa et, her şey senin kontrolünde” diyorlar. Bunu yapabilmek için, insanın azmi ve cesareti gerçekten takdire şayan.
Düşünsenize, sabah kalktığında ne yapıyordur? Kahvaltısını hazırlayıp, sonra neyin nasıl çalıştığını anlayarak bütün evreni yönetmeye başlamıştır. Günümüz dünyasında bu tür bir sorumluluk, insanı kesinlikle yorar, ama o zamanlar “Ne yapalım, işin gereği” diyerek, bir tür iş hayatına başlıyordu.
İç Sesim: “Ya Ama Bir De Elma İşini Düşün…”
Bir yandan Hz Âdem’i düşünürken, kafamda bir soru daha dönmeye başlıyor: “Ya bir de o meşhur elma işini düşünsek? Elmayı yasakladılar, ama neden? Ya bu gerçekten tüm insanlık tarihini değiştiren bir ‘düşüş’se?”
Bu düşünce, belki de insanın tarihindeki ilk ‘hata’. Ama bazen hatalar, yeni şeylere kapı açar, değil mi? Yani, belki de insanlık elma yüzünden düşmedi, elma yüzünden yeni bir şey keşfetti!
Sonuç: Hz Âdem’in En Büyük Özelliği, Sonsuz Yaratıcılık
Şimdi, tüm bunları düşündükten sonra, Hz Âdem’in en büyük özelliği nedir? Kesinlikle yaratıcı düşüncesi! Yalnızlık, sorumluluklar ve hayal gücüyle şekillenen bir hayat, belki de ona verilen en büyük armağandı. O, yalnızlıkta bile yeni dünyalar yarattı, insanın özünü keşfetti. Her şeyin ismini koydu, yeni yollar açtı ve belki de hala en çok aradığımız şeylerden biri olan “kendini keşfetme” yolculuğuna çıktı. Ve elbette, her şeyin başında “yapma, yapma!” diyerek her zaman başımıza bela olan yasak meyve vardı.
Beni takip eden, bu yazıyı okuyan herkese sesleniyorum: “Hayatta her şeyin ismini koyma konusunda Hz Âdem kadar başarılı olabilir miyiz? Ama bir de sonradan ‘bunu neden yaptım?’ demeden…”